KTO EYLÜL AYI MECLİS TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ
“OVP PİYASA BEKLENTİLERİNİN YÖNETİLMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR VAZİFE GÖRECEK”
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Eylül Ayı Olağan
Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Kent ve ülke ekonomisindeki güncel
gelişmeleri değerlendiren Başkan Ömer Gülsoy, “Orta Vadeli Program ile
‘piyasanın duymak ve görmek istediği bir yol haritası’ çizildi. 3 yıllık Orta
Vadeli Program, piyasa beklentilerinin yönetilmesi için önemli bir vazife
görecek.” diye konuştu. Yeni Anayasa çağrısında bulunan Gülsoy, “Türkiye sivil,
katılımcı, çoğulcu bir anayasaya kavuşmalıdır. “ açıklamasında bulundu.
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Eylül ayı olağan
meclis toplantısı Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında M. Rifat
Hisarcıklıoğlu Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıya Başkan Ömer
Gülsoy’un yanı sıra Yönetim Kurulu üyeleri, Meclis üyeleri ve Basın mensupları
katıldı.
Saygı duruşundu bulunulması ve İstiklal
Marşı’nın okunmasının ardından görüşülen gündem maddeleri kabul edildi.
Toplantıda, ay içerisinde yapılan faaliyetlere de yer verildi.
Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu
Başkanı Ömer Gülsoy, iş dünyasının
yaşadığı ekonomik sıkıntılar, OVP, Yeşil Dönüşüm ve yeni anayasa çalışmalarıyla
ilgili de açıklamalarda bulundu.
“ÜLKEMİZ EKONOMİK OLARAK SIKINTILI BİR
SÜREÇTEN GEÇİYOR”
Konuşmasında dünyada yaşanan sorunlardan
dolayı ülkemizin de zor ve sıkıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Gülsoy,
“Ülkemizin ekonomik olarak içinden geçtiği sıkıntılı sürece, hepimiz bizzat
etkilenerek şahit oluyoruz. Enerji ve akaryakıttan gıda sektörüne, taşıt ve
otomobil sektöründen inşaat ve konut piyasasına kadar zamlardan etkilenmeyen
hiçbir sektör kalmadı.” dedi.
“İNŞAAT SEKTÖRÜNDEKİ SIKINTILAR, EKONOMİK KONUT ÜRETİMİNİ OLUMSUZ
ETKİLİYOR”
İnşaat sektöründe küresel ve ulusal bazda
yaşanan gelişmelerden kaynaklı girdi maliyetlerinde ciddi fiyat artışlarının
söz konusu olduğuna vurgu yapan Gülsoy, “Bu durumdan dolayı sektördeki
yatırımcıların yükünün ağırlaştığını belirtmek isterim. Özellikle Kamu
Müteahhitlerinin sıkıntılarının giderilmesinde ek fiyat farkının ödenmesi
gerektiğini, irat kaydedilen teminat mektuplarının iadesi ve rücu davalarından
vazgeçilmesi, şartsız tasfiye hakkı gibi hususların hayati önem taşıyor.
Yaşanan sektörel sıkıntılar, ekonomik konut üretimini ve kamu yatırımı
projelerini de olumsuz etkilediğini hatırlatmak isterim.” diye konuştu.
“OVP
PİYASA BEKLENTİLERİNİN YÖNETİLMESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR VAZİFE GÖRECEK”
Ekonomide 2024-2026 dönemine ait Orta Vadeli
Program (OVP) ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gülsoy, “Bu programın
hedeflerine ulaşması için millet olarak sahip çıkmamız, içindeki hedeflere
ulaşma konusunda destek vermemiz gerektiğini düşünüyorum. Tasarruf ve tüketim
ile ilgili bütün halkın üzerine düşeni yapması gerekiyor. Bütün toplum olarak
benimsendiği takdirde çok daha hızlı ve etkin şekilde başarılı olacaktır. Bu
sene yüzde 65, önümüzdeki yıl yüzde 33 enflasyon öngörülmesini gerçekçi
buluyoruz. Çünkü Enflasyon ve büyüme rakamlarını dünya ölçeğinde irdelemek
gerekiyor. Bizim önümüzdeki yıl ortaya koyduğumuz yüzde 4’lük büyüme için Dünya
Bankası ve IMF gibi global kuruluşların dünya ile ilgili büyüme rakamlarına
baktığınızda 2,5 – 3 gibi rakamlar olduğunu görüyorsunuz. Dolayısıyla biz her
seferinde dünyadan 1,5-2 rakam daha yüksek büyüme rakamı ortaya koyuyoruz. Bir
miktar bu büyümenin trendinin düşeceğini görüyoruz Ama, dünya konjektöründe covid
sonrası bütün dengelerin yerine oturmadığı, Rusya – Ukrayna savaşının devam
ettiği bir ortamda Türkiye’nin ortaya koyduğu rakamlar iddialı ve
başarabileceği rakamlar olarak önümüzde duruyor. Orta Vadeli Program ile
‘piyasanın duymak ve görmek istediği bir yol haritası’ çizildi. 3 yıllık Orta
Vadeli Program, piyasa beklentilerinin yönetilmesi için önemli bir vazife
görecek. OVP ile birlikte enflasyonla ilgili bozulan beklentilerin pozitif bir
rotaya gireceği yeni bir dönem başladı.
Bir yandan enflasyonu tek haneye düşürecek kararlı adımlar planlanırken,
diğer yandan üretimi, ihracatı ve istihdamı destekleyecek politikalar gündeme
alınmış durumda. Sürdürülebilir ve kalıcı büyüme için yapısal reformlara
odaklanılmasını isabetli buluyoruz. Hedeflerin gerçekçi ve tutarlı belirlenmiş
olması piyasanın ufkunu netleştirecektir. İş dünyası olarak, bu programı, bir
süredir karşı karşıya olduğumuz ekonomik belirsizliğin bertaraf edilmesi
noktasında önemsiyoruz. Programda, yapısal reformlara yönelik 7 alanın
belirlenmesini ve tarihsel hedefler konulmasını olumlu bir gelişme olarak
değerlendiriyorum. 7 öncelikli yapısal alan olan “Büyüme ve Ticaret, Beşeri
Sermaye ve İstihdam, Fiyat İstikrarı ve Finansal istikrar, Kamu Maliyesi, Afet
Yönetimi, Yeşil ve Dijital Dönüşüm, İş ve yatırım Ortamı” ile ilgili ciddi bir
vizyonun belirlenmesini çok değerli bulduğumu ifade etmek istiyorum. Burada
yerli üretimin desteklenerek, üretimimizin teknolojik dönüşümüne yönelik
atılacak adımlar, Yeşil ve Dijital Dönüşüm ile Sürdürülebilirlik başlıklarını
da iş insanları olarak önemli buluyoruz. Belirsizliklerin giderek arttığı bir
küresel süreçten geçiyoruz. Oysa üretim hayatında öngörü yapabilmenin önemi
yadsınamaz. İşte bu noktada OVP'nin kararlılıkla uygulanacak olması öngörü
yapmaya da değerli bir katkı yapacaktır. OVP ile sorunlar doğru teşhis edilmiş,
çözüme hangi araçlarla hangi vadede ulaşılacağı net şekilde tanımlanmıştır.
Bundan sonraki iş, engelleri aşıp kararlılıkla yolumuza devam etmektir. OVP bir
çok rakamı, hedefi içeren birbiriyle tutarlı bütüncül bir yaklaşımla ele
alınmış bir program olduğunu görüyoruz.”
“YEŞİL DÖNÜŞÜM VE SIFIR KARBON HEDEFİ HAYATİ BİR KONU”
Yeşil Dönüşüm ve sıfır karbon hedefinin son
derece hayati bir konu olarak ön plana çıktığının altını çizen Gülsoy, şunları
kaydetti:
"Özellikle
teknoloji odaklı üretimin önemi artarken küresel anlamda rekabetçi olabilmek
için daha yeşil, daha döngüsel ve daha dijital olması da bir gereklilik halini
alıyor. Bununla birlikte önümüzdeki dönemde bireysel ve kurumsal hayatın en
önemli bileşeni olmaya devam edecek olan sürdürülebilirlik, ülkemize yeni bir
fırsat penceresi sunuyor. Bu nedenle uzun vadedeki planlamalar ve çalışmaların
sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmaya yönelik olması kritiktir. Son olarak
sürdürülebilirlik stratejisini içselleştirerek yönetim anlayışının bir parçası
haline getiren kuruluşların rekabette öne çıkacaklarını söyleyebiliriz. Bunun
için bütüncül bir bakış açısı ile yönetebilmek gerekiyor.”
“TÜRKİYE YÜZYILINDA
YENİ BİR ANAYASAYA İHTİYACIMIZ OLDUĞU BİR GERÇEKTİR”
2018’de göreve geldikleri günden itibaren Anayasa’nın
değişmesi konusunda birçok çağrıda bulunduklarının altını çizen Başkan Gülsoy,
“Sayın Cumhurbaşkanımızın, ‘yeni anayasa’ çağrısına da katılıyoruz. Anayasanın
‘değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek’ ilk dört maddesi hariç gerekirse tüm maddeleri terör örgütünün uzantısı hariç
diğer partilerin oluşturacağı bir komisyonda ele alınmalı ve Türkiye sivil,
katılımcı, çoğulcu bir anayasaya kavuşmalıdır.
Türkiye maalesef 60 yılı geçkin süredir darbe anayasası ile yönetilmektedir.
Bu bizim gibi köklü demokrasi tarihi olan bir ülkeye yakışmamaktadır. Bugün
yürürlükte olan anayasa adeta ‘yamalı bohça’ya dönmüş olup, mutlaka temel hak
ve hürriyetlerin altının kalın kalın çizildiği milletin birliğinin ve devletin
bekasının merkeze oturtulduğu mümkün olan en yüksek katılımla sivil bir anayasa
yapmalıyız. Demokratik ülkelerde anayasalar toplumsal barışın, uzlaşının en
yüksek oranda temsil edildiği metinler olarak karşımıza çıkmaktadır. Malum
parti hariç diğer partilerimizin milletvekilleri meslek örgütlerinin ve
üniversitelerin de görüşünü alarak bir komisyon kurup gerekirse istikşafi
görüşmelere hemen başlamalıdır. Her şey tam bağımsız, egemen büyük Türkiye
Cumhuriyeti için olmalıdır. Türkiye Yüzyılında Yeni bir anayasaya ihtiyacımız
olduğu bir gerçektir. Bizi darbe anayasası gölgesinden kurtaracak olması bile
tek başına önemlidir.” dedi.
“İSO 500’E GİREN 17
KAYSERİ FİRMAMIZI KUTLUYORUM”
İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından hazırlanan
Türkiye’nin ilk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2022 araştırmasında Kayseri’den 17
firmamız yer aldığını belirten Başkan Gülsoy, “ 2020 yılında 15, 2021 yılında
ise 18 firmamız bu listeye girmişti. İstikrarlı büyümelerini büyük bir azim ve
kararlılıkla sürdürerek, İSO 500’e adını yazdıran tüm şirketlerimizi ve
çalışanlarını yürekten kutluyorum. Elbette bu listede olmayı hak eden daha çok
şirketimiz var. Önümüzdeki dönemlerde bu sayıyı daha da artırmak ülke
ekonomisine katkı sağlamak; Türkiye’de daha fazla Kayseri, dünyada daha fazla
Türkiye için hep birlikte çabalayacağız. Bu vesile ile sıralamaya giren tüm
firmalarımızı bir kez daha kutluyor, başarılarının devamını diliyorum”
açıklanmasında bulundu.
Konuşmasının sonunda oda faaliyetlerine de yer
veren Gülsoy, “Eylül ayında Kurulan
Firma Sayısı 214 Kapanan firma sayısı ise 50 olmuştur. 703 Tescil, 352
Belge, 302 Müzekkere işlemi yapılmıştır.” dedi.
