BAŞKAN HABERLERİ

YARGI VE İŞ DÜNYASI SEMPOZYUMU KTO’DA YAPILDI

23 Haziran 2025 - 11:06:05

GÜLSOY : ENERJİMİZİ MAHKEME KORİDORLARINDA TÜKETMEK İSTEMİYORUZ


YARGI VE İŞ DÜNYASI SEMPOZYUMU KTO’DA YAPILDI

Kayseri Ticaret Odası (KTO) ev sahipliğinde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ve AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ın katılımıyla “Yargı ve İş Dünyası Sempozyumu” gerçekleştirildi. İş dünyası temsilcileri, iş kanununun ekonomi dostu bir yaklaşımla çözülmesine yönelik beklentileri aktardı. KTO Başkanı Ömer Gülsoy, “İş dünyası olarak enerjimizi üretim, yatırım ve ihracatta harcamak istiyoruz. Mahkeme koridorlarında enerjimizi tüketmeyelim” dedi. Bakan Yılmaz Tunç, Türkiye'nin güçlü kurumları ve bağlayıcı kurallarıyla köklü bir hukuk devleti olduğunu söyledi.

4. Yargı ve İş Dünyası Sempozyumuna; Adalet Bakanı Yılmaz Tunç , AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Vali Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Dursun Ataş, Murat Cahid Cıngı, Sayın Bayar Özsoy, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan, Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Yargıtay 1. Başkan Vekili Adem Albayrak, Daire başkanları, hakimler savcılar kurulu üyeleri, rektörler ve akademisyenler katıldı.

 “Sözleşme Hukuku Kapsamında Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” masaya yatırıldı.

Programın açılışında konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ve Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, iş dünyasının beklentilerini paylaştı.

“Kayseri iş dünyası olarak üyelerimizden en çok talep edilen bir kaç sorunu arz etmek istiyorum” diyerek sözlerine başlayan Gülsoy, “İş Kanunu ekonomi dostu bir yaklaşımla güncellenmeli. Kamu kaynaklı haciz uygulamalarında, özellikle vergi daireleri ve SGK tarafından borç tutarını çok aşan banka hesap blokajları yapılması, firmaların nakit akışını ve ticari faaliyetlerini ciddi şekilde aksatıyor. Personel maaşlarına gelen hacizlerin doğrudan işveren üzerinden değil, maaşın yatırıldığı banka aracılığıyla yürütülmesi ise hem idari yükü azaltacak hem de süreçleri sadeleştirecektir. Yeni başlayan çalışanlar için deneme süresinin 6 aya çıkarılması da kötü niyetli tazminat taleplerinin önüne geçecektir. İşten ayrılan personelin geriye dönük hesaplamalarda dava açma süresinin 5 yıldan 1 yıla indirilmesi, işverenin hukuki risklerini minimize edecektir. İlamsız icra takiplerinde özellikle Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) kanalıyla yapılan tebligatlar, yeterli farkındalık ve dijital okuryazarlık düzeyine ulaşılmamış olması nedeniyle ciddi hak kayıplarına yol açıyor. Öğrenilmemiş tebligatlara karşı genişletilmiş itiraz hakkının tanınması yönünde yasal düzenleme yapılmalıdır” dedi. Kayseri iş dünyasının üretimle, istihdamla ve ihracatla ülkenin kalkınmasına katkı sunmayı amaç edindiğini vurgulayan Gülsoy, “İş dünyası olarak biz, enerjimizi üretim, yatırım ve ihracatta harcamak istiyoruz. Mahkeme koridorlarında enerjimizi tüketmeyelim” ifadelerini kullandı.

“SANAYİCİLERİMİZE HACİZ İŞLEMLERİ, ÜRETİM SÜRECİNİ VE İŞLETME GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR”

Sanayiciler ve iş insanları adına uygulamada karşılaşılan temel sorunlardan bahseden KAYSO Başkanı Büyüksimitci ise “İşçi alacaklarına ilişkin davalarda zamanaşımı süresinin 5 yıldan 1 yıla indirilmesini bekliyoruz. Maaş hacizlerine ilişkin uygulamalar, son dönemde iş dünyasının en sık dile getirdiği sorunlardan biridir. Bildiğiniz gibi maaş ve ücretlerin bankalara yatırma zorunluluğundan dolayı firmalarımız bankalar aracılığıyla çalışana ödeme yapmaktadır. Maaş hacizi olması halinde işverenin çalışanın maaşından kesip icra dosyası hesabına yatırması zorunluluktur. Bu da hem ilave iş yükü getirmekte hem de icra dosyalarındaki eksiklik veya tebligat ulaşmaması gibi nedenlerle işverenlerin mallarına haciz konulması, ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Küçük tutarlı alacaklar için uygulanan katı tutumun, büyük ölçekli borçlarda dahi görülmeyen bir esneklikle çelişmesi, adalet duygusunu zedelemektedir. Varlık Yönetim Şirketleri tarafından, yalnızca soyadı benzerliği ya da uzak akrabalık gerekçe gösterilerek, sanayicilerimize yönelik başlatılan haciz işlemleri, üretim sürecini ve işletme güvenliğini tehdit eder boyuta ulaştı. Tebligat sisteminin parçalı yapısı UETS, fiziki tebligat, SGK sistemleri, vergi daireleri ve KEP ciddi takip zorluklarına yol açıyor ve hak kayıplarına neden oluyor. Bu sürecin sadeleştirilmesi ve tekil bir sistem altında toplanması, hukuk güvenliği açısından elzemdir. Ücret hesap pusulası, disiplin bildirimleri, savunma vb. belgelerin tebligatının işçiye KEP üzerinden yapılma imkânı varken, uygulamada hâlâ ıslak imzalı belge aranıyor. Dijitalleşen dünyaya uygun bir yaklaşımın benimsenmesi gerekiyor. Ayrıca, işe iade davalarının istinaf yerine doğrudan Yargıtay denetimine tabi olması, içtihat birliği sağlanması açısından önemli bir ihtiyaç. Zira istinaf mahkemelerinde aynı konuda farklı kararlar alınabiliyor ve bu durum hukuki belirsizlik yaratıyor” şeklinde konuştu.

“9 MİLYON KİŞİ MAHKEMEYE GİTMEDEN ANLAŞTI”

TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, yaptığı konuşmada, "Yargı camiamızın da destekleriyle, tahkim ve arabuluculuk gibi, yargıdaki iş yükünü azaltacak, adaletin zamanında ve doğru tecelli etmesini sağlayacak yöntemlerin, ülkemizde ve iş dünyamızda yaygınlaşmasına gayret ediyoruz. Bu kapsamda TOBB bünyesinde, UYUM Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözüm Merkezi kurduk. Başkanlığını, Adalet Bakanlığı ve Meclis Başkanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuş Cemil Çiçek üstlendi ve onun yönetiminde bu merkezler hızla gelişti” dedi.

Odaların da bu konuyu sahiplendiğini ve kendi bünyelerinde merkezler açarak arabuluculuğun yaygınlaşmasını sağladığını belirten Hisarcıklıoğlu, “Halen 60 ildeki Oda ve Borsalarımız bünyesinde, TOBBUYUM koordinasyonunda çalışan 126 Arabuluculuk ve Tahkim Merkezi bulunmaktadır. Bu merkezlerde yaklaşık bin 200 arabulucu görev yapmaktadır. TOBB UYUM Akademiyle, arabuluculara ihtiyaç duydukları her alanda eğitimler veriyoruz. Kayseri Ticaret Odamız bünyesinde de Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi faaliyet gösteriyor. Gelişmiş ekonomilerde, ticari uyuşmazlıkların yüzde 75’i, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle sonuçlandırılıyor. Standart adli yargıya, 4 ihtilaftan sadece 1’i gidiyor. Bizde de bu sistemin kullanımı her geçen gün artıyor” şeklinde konuştu.

Bugüne kadar arabuluculuğa gelen dosya sayısının 7,5 milyonu geçtiğini ve 4,5 milyondan fazlasının da anlaşmayla sonuçlandığını aktaran Hisarcıklıoğlu, “Bu sayede, yargının üzerindeki büyük bir yük azaltılmış. Her dosyanın en az 2 tarafı olduğuna göre, 9 milyon vatandaşımız, mahkemeye gitmeden el sıkışarak ve helalleşerek anlaşmış. Eskiden yıllar süren davalar, günler-haftalar içinde bitmiş, yani adalete erişim hızlanmış. Ticareti kolaylaştıracak, ekonomiyi ve yargı sistemimizi güçlendirecek her düzenleme, bizim için önemlidir ve değerlidir" dedi.

AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş ise Türkiye’nin yakaladığı enerjiyle tüm dünyada kabul görür ve desteklenir hale geldiğine dikkat çekti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise parlamentoda milletin ve iş dünyasının ihtiyacı olan çok önemli yasal düzenlemeleri hayata geçirdiklerini belirterek, yeni yargı reformu strateji belgesinde de 264 yeni hedefleri olduğunu ve bu hedeflerin büyük bir kısmının yargıyı özellikle gecikmeksizin adil bir sonuca ulaştırmaya yönelik önemli hedefler olduğunu aktardı.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç konuşmasına, Kayseri'nin tarihi derinliği, sanayi gücü ve kültürel zenginliğiyle ülkenin parlayan yıldızı olduğunu ifade ederek başladı. Bakan Tunç, "Dünyanın ilk organize ticaret merkezi olarak kabul edilen Kültepe'de başlayan köklü ticaret geleneğini, asırlar boyunca devam ettiren şehrimiz insanlık tarihinin en eski ticaret kültürlerinden birine sahiptir. Kültepe tabletlerinde yer alan, borç, teminat ve alım-satım konularındaki hükümler, bu topraklarda tarih boyunca hukukun ve ekonominin el ele geliştiğinin sessiz tanıklarıdır. Dinamik ekonomisiyle Kayseri'miz, ülkemizin kalkınma hedeflerine öncülük eden şehirlerimizden biridir. Kayseri; 5,2 milyar dolarlık dış ticaret hacmi ve 5 binden fazla işletmesiyle, yalnızca üretmiyor aynı zamanda; güven inşa ediyor, istihdam sağlıyor, Türkiye'nin adını dünyaya taşıyor. Kayseri'mizde; mobilyadan tekstile, gıda ürünlerinden makine üretimine, plastik sanayinden metal işleme ve madenciliğe kadar pek çok sektörde faaliyet gösteren öncü firmalarımız üretim çarkının hiç durmayan dişlileridir. Türkiye'nin İlk 500 Sanayi Kuruluşu Listesi'nde yer alan 14 sanayi devi, bu şehrin üretim gücünün ve sanayi vizyonunun somut göstergesidir" dedi. "

HUKUKİ GÜVENLİĞİN OLMADIĞI YERDE YATIRIM OLMAZ"

23 yılda birçok yapısal reforma imza attıklarını ifade eden Bakan Tunç, "Mülkiyet hakkının korunduğu, sözleşmelerin bağlayıcı olduğu, mahkemelerin bağımsız ve tarafsız çalıştığı, idarenin keyfi uygulamalardan uzak durduğu yani tam anlamıyla hukuk devletinin yaşandığı yerde var olur. Yatırımcı bilir ki sermaye; özgürlük ve güvenle buluştuğunda anlam kazanır. Üretici bilir ki; alın teri, adaletle yoğrulduğunda bereketlenir. Hukuki güvenliğin olmadığı yerde yatırım olmaz. Hukuki öngörülebilirliğin olmadığı yerde piyasa durur. Ekonomik kalkınmanın yolu güvenli, öngörülebilir ve adil bir sistemden geçer. Çünkü sermaye ürkek ve tedirgindir. Belirsizlikle değil, güvenle yol almak ister. Girişimcilik cesur bir tohumdur; ancak adalet toprağında filizlenir. Belirsizliğin egemen olduğu yerde ekonomik cesaret kırılır, girişimcilik biter. Medeniyetimiz tarih boyunca; alın teriyle yoğrulmuş, emekle büyümüş, hukukla yükselmiş ve millet iradesiyle yol almıştır, işte bu anlayışla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü ve kararlı liderliğinde son 23 yılda; milletimizin beklediği, iş dünyamızın ihtiyaç duyduğu birçok yapısal reforma birlikte imza attık. Mevzuatımızı çağın ruhuna uygun olarak yeniledik. 80 yıllık Ticaret Kanunu'nu, Borçlar Kanunu'nu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu iş dünyamızın ihtiyaçlarına göre baştan yazdık. Ceza mevzuatımızı güncelledik, insan odaklı hale getirdik. Bilgi edinme hakkı, kişisel verilerin korunması, bireysel başvuru, Kamu Denetçiliği gibi hak arama mekanizmalarını milletimizin emrine sunduk. Kadınların, çocukların, engellilerin haklarını koruyan reformlara öncülük ettik. Yargı birliğini sağlayarak, askeri yargıyı kaldırdık. Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler Savcılar Kurulu'nun yapısını demokratik hukuk devleti ilkesine uygun hale getirdik" ifadelerini kullandı.

 "ÜLKEMİZİ KARALAMAYA ÇALIŞANLAR YARGI CAMİAMIZA BÜYÜK HAKSIZLIK EDİYOR"

Son bir yılda 11,3 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımın gerçekleştirilmiş olmasının tesis edilen huzur ve güven ortamının devam ettiğini gösterdiğini aktaran Tunç, hukuk güvenliği olmadığı yönünde kara propaganda yapanların yargı camiasına haksızlık ettiğini vurguladı. Bakan Tunç, "Attığımız tüm bu adımlara ve reformlara rağmen ülkemizde hukuk güvenliği olmadığı yönünde kara propaganda yapanlar, masa başında Türkiye gerçekleriyle uyuşmayan endekslerle ülkemizi karalamaya çalışanlar milletimize de iş dünyamıza da yargı camiamıza da büyük haksızlık ediyorlar. Eğer Türkiye'de hukuk güvenliği olmasaydı, yatırım ortamı gelişmeseydi; 2002'de 36 milyar dolar olan ihracatımız bugün 262 milyar doların üzerine taşınabilir miydi? Eğer Türkiye'de hukuki belirlilik olmasaydı; ülkemizde kayıtlı şirket sayısı 950 binden, bugün 2 buçuk milyonun üzerine çıkabilir miydi? Eğer ülkemizde hukuki öngörülebilirlik olmasaydı; yabancı sermayeli şirket sayısı 5 binden, bugün 86 bine çıkabilir miydi? Hukuk devleti tahkim edilmeseydi, yabancı yatırımcı Türkiye'ye güvenmeseydi; ülkemize, 80 yılda sadece 15 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım yapılmışken, son 23 yılda 276 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım gelebilir miydi? Sadece son bir yılda 11,3 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımın gerçekleştirilmiş olması, tesis edilen huzur ve güven ortamının devam ettiğini göstermektedir. Bugün ülkemize gelen her yatırım, hukuk güvenliğinin, hukuk devletinin, hukuki istikrarla güçlenmiş bir kalkınma modelinin eseridir. Biz ülkemizin geldiği bu seviyeyle de yetinmiyoruz. Geçmişte ülkemiz çok badireler atlattı. 10 yılda bir darbe, 10 yılda bir muhtırayla, demokrasinin, özgürlüklerin önü kesildi. Biz bu kirli zihniyetle mücadele ederek bugünlere geldik. Vesayetçi darbe anlayışına geçit vermedik. Milli iradenin üstün kılındığı yeni bir dönemi hep birlikte başlattık. 27 Nisan'da yayınlanan e-muhtıra, dönemin Başbakan Yardımcısı ve bugün aramızda bulunan değerli başkanım Cemil Çiçek tarafından kararlı bir duruşla buruşturulup çöpe atıldı. İşte o günkü kararlı duruş, Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğiyle, sağlam iradesiyle; Gezi kalkışmasına da, 17-25 Aralık kumpasına da, 15 Temmuz hain darbe kalkışmasına da karşı koymuş, vesayetçilere geçit vermemiştir. Bugüne kadar milletin emanetine sahip çıkma kararlılığımızdan asla taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz" şeklinde konuştu.

"TÜRKİYE YÜZYILINI ADALETİN DE YÜZYILI' YAPACAK YENİ SİVİL ANAYASA MİLLETİMİZE SÖZÜMÜZDÜR"

Milletin iradesini yansıtacak yeni, sivil bir anayasa yapma vaktinin geldiğini altını çizen Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Şimdi; demokratik kazanımları kurumsallaştıracak, hukuk devletini daha da güçlendirecek, milletin ruhunu ve iradesini yansıtacak yeni, sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasa yapma vakti gelmiştir. Yeni anayasa; hukukun üstünlüğünü esas alan birtoplum sözleşmesi, yatırımcının güvenle geleceğe baktığı bir ekonomi reçetesi, milletin iradesini vesayet zincirlerinden kurtaracak bir özgürlük manifestosu olacaktır. Türkiye Yüzyılı'nı 'adaletin de yüzyılı' yapacak yeni sivil anayasa milletimize sözümüzdür, milletimize borcumuzdur" dedi.

2024 YILINDA 13 MİLYON 900 BİN DOSYADA KARAR VERİLDİ

Atılan yenilikçi adımların olumlu sonuçlarını almaya başladıklarını kaydeden Bakan Tunç, 'Yargı teşkilatımız ilk derece, istinaf ve temyiz olmak üzere; 2023 yılında 12 milyon 537 bin dosyada karar verilmişken, 2024 yılında ise yüzde 11 artışla 13 milyon 900 bin dosyada karar vermiştir. Şu an cumhuriyet başsavcılıklarında 5 milyon 950 bin, ilk derece mahkemelerinde 3 milyon 766 bin, istinaf mahkemelerinde I milyon 346 bin, temyiz mahkemelerinde ise 475 bin olmak üzere, toplam II milyon 538 bin derdest dosya bulunmaktadır. Artan iş yüküne rağmen 2024 yılında karara bağlanan dosya sayılarında; cumhuriyet başsavcılıklarında yüzde 7,6, ceza mahkemelerinde yüzde 23,4, hukuk mahkemelerinde yüzde 14,8, idare ve vergi mahkemelerinde ise yüzde 4,1 oranında artış olmuştur. Faaliyete geçirdiğimiz yeni mahkemeler ile atadığımız hâkim ve savcılarla karara bağlanan dosya sayılarındaki ortalama görülme süreleri; ceza mahkemelerinde 265 günden, 228 güne, hukuk mahkemelerinde ise 251 günden 231 güne düşmüştür. Böylece ilk derece mahkemelerinde yargılamalar hızlanmıştır" diye konuştu. Adaletin mahkeme salonlarının yanında; hayatın içinde, insanlar arasında, bir masa etrafında anlaşmayla sağlanabileceğinin en somut ve en barışçıl tezahürünün arabuluculuk sistemi olduğunu belirten Bakan Tunç, "Arabuluculuk; kısa sürede, düşük maliyetle, yüksek kazançla ve en önemlisi dostane bir çözümle hakka kavuşma imkânı sunar. Bu yönüyle yalnızca bireyleri değil, tüm toplumu rahatlatan, yargı sisteminin omuzlarındaki yükü hafifleten; adaletin hızına, kalitesine katkı sunan bir yeniliktir, ihtiyari ve zorunlu arabuluculukta 2013'ten bu yana toplamda; 7 milyon 795 bin başvuru yapılmış, 4 milyon 707 bini anlaşmayla sonuçlanmıştır. Bu noktada başarı oranı yüzde 63'tür. Son olarak! Yargı Paketiyle 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren arabuluculuğun kapsamına aldığımız kira davalarında; arabulucuya başvuru sayısı 373 bin 632'yi buldu. Bu başvurulardan 131 bin 908'i anlaşmayla sonuçlandı. Bu da demek oluyor ki; 264 bin vatandaşımızın uyuşmazlığının yargıya taşınmadan barışçıl yolla çözümlenmesini sağlamış oluyoruz" ifadelerini kullandı.

Ticaret ve sözleşme hukuku kapsamında yaşanan sorunlar ile alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin tartışıldığı sempozyumda çok sayıda bürokrat, hukukçu ve iş dünyası temsilcisi de yer aldı. Açılış konuşmalarının ardından tüm gün devam eden program 2 oturumda gerçekleşti. Birinci oturumda “Ticaret Hukukundan Kaynaklanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” konuşuldu. Oturum Başkanlığını Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanı Abdullah Yaman’ın yaptığı oturuma  Prof. Dr. Burak Adıgüzel, Yargıtay Üyesi Doğan Ağırman, TOBB Hukuk Müşaviri Vekili Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Nihat BAYAR katıldı. 2’nci oturumda ise “Sözleşme Hukuku Kapsamında Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” ele alındı. Oturum Başkanlığını Yargıtay Birinci Başkanvekili ve Hukuk Genel Kurulu Başkanı Adem Albayrak yaptı. Panele  Prof. Dr. Talat Canbolat, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanı  Doç. Dr. Seracettin Göktaş, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi Başkanı Battal Yılmaz konuşmacı olarak katıldı.

Oturumlar sonunda soru-cevap ve değerlendirmelerle iş dünyasının yaşadığı hukuki sorunlara yönelik çözüm arayışları detaylı şekilde ele alındı.