YARGI VE İŞ DÜNYASI SEMPOZYUMU KTO’DA YAPILDI
GÜLSOY : ENERJİMİZİ MAHKEME KORİDORLARINDA TÜKETMEK İSTEMİYORUZ
Kayseri Ticaret Odası (KTO) ev
sahipliğinde Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
(TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ve AK Parti Genel Başkan Vekili
Mustafa Elitaş’ın katılımıyla “Yargı ve İş Dünyası Sempozyumu” gerçekleştirildi.
İş dünyası temsilcileri, iş kanununun ekonomi dostu bir yaklaşımla çözülmesine
yönelik beklentileri aktardı. KTO Başkanı Ömer Gülsoy, “İş dünyası olarak
enerjimizi üretim, yatırım ve ihracatta harcamak istiyoruz. Mahkeme
koridorlarında enerjimizi tüketmeyelim” dedi. Bakan Yılmaz Tunç, Türkiye'nin
güçlü kurumları ve bağlayıcı kurallarıyla köklü bir hukuk devleti olduğunu
söyledi.
4. Yargı ve İş Dünyası Sempozyumuna; Adalet Bakanı Yılmaz Tunç , AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi ve Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Vali Gökmen Çiçek, AK Parti Kayseri Milletvekilleri Dursun Ataş, Murat Cahid Cıngı, Sayın Bayar Özsoy, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti İl Başkanı Hüseyin Okandan, Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Yargıtay 1. Başkan Vekili Adem Albayrak, Daire başkanları, hakimler savcılar kurulu üyeleri, rektörler ve akademisyenler katıldı.
“Sözleşme Hukuku Kapsamında Yaşanan Sorunlar
ve Çözüm Önerileri” masaya yatırıldı.
Programın açılışında konuşan KTO
Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy ve Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim
Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, iş dünyasının beklentilerini paylaştı.
“Kayseri iş dünyası olarak
üyelerimizden en çok talep edilen bir kaç sorunu arz etmek istiyorum” diyerek
sözlerine başlayan Gülsoy, “İş Kanunu ekonomi dostu bir yaklaşımla
güncellenmeli. Kamu kaynaklı haciz uygulamalarında, özellikle vergi daireleri
ve SGK tarafından borç tutarını çok aşan banka hesap blokajları yapılması,
firmaların nakit akışını ve ticari faaliyetlerini ciddi şekilde aksatıyor.
Personel maaşlarına gelen hacizlerin doğrudan işveren üzerinden değil, maaşın
yatırıldığı banka aracılığıyla yürütülmesi ise hem idari yükü azaltacak hem de
süreçleri sadeleştirecektir. Yeni başlayan çalışanlar için deneme süresinin 6
aya çıkarılması da kötü niyetli tazminat taleplerinin önüne geçecektir. İşten
ayrılan personelin geriye dönük hesaplamalarda dava açma süresinin 5 yıldan 1
yıla indirilmesi, işverenin hukuki risklerini minimize edecektir. İlamsız icra takiplerinde
özellikle Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) kanalıyla yapılan
tebligatlar, yeterli farkındalık ve dijital okuryazarlık düzeyine ulaşılmamış
olması nedeniyle ciddi hak kayıplarına yol açıyor. Öğrenilmemiş tebligatlara
karşı genişletilmiş itiraz hakkının tanınması yönünde yasal düzenleme
yapılmalıdır” dedi. Kayseri iş dünyasının üretimle, istihdamla ve ihracatla
ülkenin kalkınmasına katkı sunmayı amaç edindiğini vurgulayan Gülsoy, “İş
dünyası olarak biz, enerjimizi üretim, yatırım ve ihracatta harcamak istiyoruz.
Mahkeme koridorlarında enerjimizi tüketmeyelim” ifadelerini kullandı.
“SANAYİCİLERİMİZE
HACİZ İŞLEMLERİ, ÜRETİM SÜRECİNİ VE İŞLETME GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR”
Sanayiciler ve iş insanları
adına uygulamada karşılaşılan temel sorunlardan bahseden KAYSO Başkanı
Büyüksimitci ise “İşçi alacaklarına ilişkin davalarda zamanaşımı süresinin 5
yıldan 1 yıla indirilmesini bekliyoruz. Maaş hacizlerine ilişkin uygulamalar,
son dönemde iş dünyasının en sık dile getirdiği sorunlardan biridir. Bildiğiniz
gibi maaş ve ücretlerin bankalara yatırma zorunluluğundan dolayı firmalarımız
bankalar aracılığıyla çalışana ödeme yapmaktadır. Maaş hacizi olması halinde
işverenin çalışanın maaşından kesip icra dosyası hesabına yatırması
zorunluluktur. Bu da hem ilave iş yükü getirmekte hem de icra dosyalarındaki
eksiklik veya tebligat ulaşmaması gibi nedenlerle işverenlerin mallarına haciz
konulması, ciddi mağduriyetlere yol açmaktadır. Küçük tutarlı alacaklar için
uygulanan katı tutumun, büyük ölçekli borçlarda dahi görülmeyen bir esneklikle
çelişmesi, adalet duygusunu zedelemektedir. Varlık Yönetim Şirketleri
tarafından, yalnızca soyadı benzerliği ya da uzak akrabalık gerekçe
gösterilerek, sanayicilerimize yönelik başlatılan haciz işlemleri, üretim
sürecini ve işletme güvenliğini tehdit eder boyuta ulaştı. Tebligat sisteminin
parçalı yapısı UETS, fiziki tebligat, SGK sistemleri, vergi daireleri ve KEP
ciddi takip zorluklarına yol açıyor ve hak kayıplarına neden oluyor. Bu sürecin
sadeleştirilmesi ve tekil bir sistem altında toplanması, hukuk güvenliği
açısından elzemdir. Ücret hesap pusulası, disiplin bildirimleri, savunma vb.
belgelerin tebligatının işçiye KEP üzerinden yapılma imkânı varken, uygulamada
hâlâ ıslak imzalı belge aranıyor. Dijitalleşen dünyaya uygun bir yaklaşımın
benimsenmesi gerekiyor. Ayrıca, işe iade davalarının istinaf yerine doğrudan
Yargıtay denetimine tabi olması, içtihat birliği sağlanması açısından önemli
bir ihtiyaç. Zira istinaf mahkemelerinde aynı konuda farklı kararlar
alınabiliyor ve bu durum hukuki belirsizlik yaratıyor” şeklinde konuştu.
“9
MİLYON KİŞİ MAHKEMEYE GİTMEDEN ANLAŞTI”
TOBB Başkanı M. Rifat
Hisarcıklıoğlu, yaptığı konuşmada, "Yargı camiamızın da destekleriyle,
tahkim ve arabuluculuk gibi, yargıdaki iş yükünü azaltacak, adaletin zamanında
ve doğru tecelli etmesini sağlayacak yöntemlerin, ülkemizde ve iş dünyamızda
yaygınlaşmasına gayret ediyoruz. Bu kapsamda TOBB bünyesinde, UYUM Arabuluculuk
ve Uyuşmazlık Çözüm Merkezi kurduk. Başkanlığını, Adalet Bakanlığı ve Meclis
Başkanlığı gibi önemli görevlerde bulunmuş Cemil Çiçek üstlendi ve onun
yönetiminde bu merkezler hızla gelişti” dedi.
Odaların da bu konuyu
sahiplendiğini ve kendi bünyelerinde merkezler açarak arabuluculuğun
yaygınlaşmasını sağladığını belirten Hisarcıklıoğlu, “Halen 60 ildeki Oda ve
Borsalarımız bünyesinde, TOBBUYUM koordinasyonunda çalışan 126 Arabuluculuk ve
Tahkim Merkezi bulunmaktadır. Bu merkezlerde yaklaşık bin 200 arabulucu görev
yapmaktadır. TOBB UYUM Akademiyle, arabuluculara ihtiyaç duydukları her alanda
eğitimler veriyoruz. Kayseri Ticaret Odamız bünyesinde de Tahkim ve
Arabuluculuk Merkezi faaliyet gösteriyor. Gelişmiş ekonomilerde, ticari
uyuşmazlıkların yüzde 75’i, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleriyle
sonuçlandırılıyor. Standart adli yargıya, 4 ihtilaftan sadece 1’i gidiyor.
Bizde de bu sistemin kullanımı her geçen gün artıyor” şeklinde konuştu.
Bugüne kadar arabuluculuğa
gelen dosya sayısının 7,5 milyonu geçtiğini ve 4,5 milyondan fazlasının da
anlaşmayla sonuçlandığını aktaran Hisarcıklıoğlu, “Bu sayede, yargının
üzerindeki büyük bir yük azaltılmış. Her dosyanın en az 2 tarafı olduğuna göre,
9 milyon vatandaşımız, mahkemeye gitmeden el sıkışarak ve helalleşerek
anlaşmış. Eskiden yıllar süren davalar, günler-haftalar içinde bitmiş, yani
adalete erişim hızlanmış. Ticareti kolaylaştıracak, ekonomiyi ve yargı
sistemimizi güçlendirecek her düzenleme, bizim için önemlidir ve
değerlidir" dedi.
AK Parti Genel Başkan Vekili
Mustafa Elitaş ise Türkiye’nin yakaladığı enerjiyle tüm dünyada kabul görür ve
desteklenir hale geldiğine dikkat çekti. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ise
parlamentoda milletin ve iş dünyasının ihtiyacı olan çok önemli yasal
düzenlemeleri hayata geçirdiklerini belirterek, yeni yargı reformu strateji
belgesinde de 264 yeni hedefleri olduğunu ve bu hedeflerin büyük bir kısmının
yargıyı özellikle gecikmeksizin adil bir sonuca ulaştırmaya yönelik önemli
hedefler olduğunu aktardı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç
konuşmasına, Kayseri'nin tarihi derinliği, sanayi gücü ve kültürel
zenginliğiyle ülkenin parlayan yıldızı olduğunu ifade ederek başladı. Bakan
Tunç, "Dünyanın ilk organize ticaret merkezi olarak kabul edilen
Kültepe'de başlayan köklü ticaret geleneğini, asırlar boyunca devam ettiren
şehrimiz insanlık tarihinin en eski ticaret kültürlerinden birine sahiptir.
Kültepe tabletlerinde yer alan, borç, teminat ve alım-satım konularındaki
hükümler, bu topraklarda tarih boyunca hukukun ve ekonominin el ele
geliştiğinin sessiz tanıklarıdır. Dinamik ekonomisiyle Kayseri'miz, ülkemizin
kalkınma hedeflerine öncülük eden şehirlerimizden biridir. Kayseri; 5,2 milyar
dolarlık dış ticaret hacmi ve 5 binden fazla işletmesiyle, yalnızca üretmiyor
aynı zamanda; güven inşa ediyor, istihdam sağlıyor, Türkiye'nin adını dünyaya
taşıyor. Kayseri'mizde; mobilyadan tekstile, gıda ürünlerinden makine
üretimine, plastik sanayinden metal işleme ve madenciliğe kadar pek çok
sektörde faaliyet gösteren öncü firmalarımız üretim çarkının hiç durmayan
dişlileridir. Türkiye'nin İlk 500 Sanayi Kuruluşu Listesi'nde yer alan 14
sanayi devi, bu şehrin üretim gücünün ve sanayi vizyonunun somut
göstergesidir" dedi. "
HUKUKİ
GÜVENLİĞİN OLMADIĞI YERDE YATIRIM OLMAZ"
23 yılda birçok yapısal
reforma imza attıklarını ifade eden Bakan Tunç, "Mülkiyet hakkının
korunduğu, sözleşmelerin bağlayıcı olduğu, mahkemelerin bağımsız ve tarafsız
çalıştığı, idarenin keyfi uygulamalardan uzak durduğu yani tam anlamıyla hukuk
devletinin yaşandığı yerde var olur. Yatırımcı bilir ki sermaye; özgürlük ve
güvenle buluştuğunda anlam kazanır. Üretici bilir ki; alın teri, adaletle
yoğrulduğunda bereketlenir. Hukuki güvenliğin olmadığı yerde yatırım olmaz.
Hukuki öngörülebilirliğin olmadığı yerde piyasa durur. Ekonomik kalkınmanın
yolu güvenli, öngörülebilir ve adil bir sistemden geçer. Çünkü sermaye ürkek ve
tedirgindir. Belirsizlikle değil, güvenle yol almak ister. Girişimcilik cesur
bir tohumdur; ancak adalet toprağında filizlenir. Belirsizliğin egemen olduğu
yerde ekonomik cesaret kırılır, girişimcilik biter. Medeniyetimiz tarih
boyunca; alın teriyle yoğrulmuş, emekle büyümüş, hukukla yükselmiş ve millet
iradesiyle yol almıştır, işte bu anlayışla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip
Erdoğan'ın güçlü ve kararlı liderliğinde son 23 yılda; milletimizin beklediği,
iş dünyamızın ihtiyaç duyduğu birçok yapısal reforma birlikte imza attık.
Mevzuatımızı çağın ruhuna uygun olarak yeniledik. 80 yıllık Ticaret Kanunu'nu,
Borçlar Kanunu'nu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu iş dünyamızın ihtiyaçlarına
göre baştan yazdık. Ceza mevzuatımızı güncelledik, insan odaklı hale getirdik.
Bilgi edinme hakkı, kişisel verilerin korunması, bireysel başvuru, Kamu
Denetçiliği gibi hak arama mekanizmalarını milletimizin emrine sunduk.
Kadınların, çocukların, engellilerin haklarını koruyan reformlara öncülük
ettik. Yargı birliğini sağlayarak, askeri yargıyı kaldırdık. Anayasa Mahkemesi
ve Hâkimler Savcılar Kurulu'nun yapısını demokratik hukuk devleti ilkesine
uygun hale getirdik" ifadelerini kullandı.
"ÜLKEMİZİ KARALAMAYA ÇALIŞANLAR YARGI
CAMİAMIZA BÜYÜK HAKSIZLIK EDİYOR"
Son bir yılda 11,3 milyar
dolarlık doğrudan yabancı yatırımın gerçekleştirilmiş olmasının tesis edilen
huzur ve güven ortamının devam ettiğini gösterdiğini aktaran Tunç, hukuk
güvenliği olmadığı yönünde kara propaganda yapanların yargı camiasına haksızlık
ettiğini vurguladı. Bakan Tunç, "Attığımız tüm bu adımlara ve reformlara
rağmen ülkemizde hukuk güvenliği olmadığı yönünde kara propaganda yapanlar,
masa başında Türkiye gerçekleriyle uyuşmayan endekslerle ülkemizi karalamaya
çalışanlar milletimize de iş dünyamıza da yargı camiamıza da büyük haksızlık
ediyorlar. Eğer Türkiye'de hukuk güvenliği olmasaydı, yatırım ortamı
gelişmeseydi; 2002'de 36 milyar dolar olan ihracatımız bugün 262 milyar doların
üzerine taşınabilir miydi? Eğer Türkiye'de hukuki belirlilik olmasaydı;
ülkemizde kayıtlı şirket sayısı 950 binden, bugün 2 buçuk milyonun üzerine
çıkabilir miydi? Eğer ülkemizde hukuki öngörülebilirlik olmasaydı; yabancı
sermayeli şirket sayısı 5 binden, bugün 86 bine çıkabilir miydi? Hukuk devleti
tahkim edilmeseydi, yabancı yatırımcı Türkiye'ye güvenmeseydi; ülkemize, 80
yılda sadece 15 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım yapılmışken, son 23 yılda
276 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım gelebilir miydi? Sadece son bir yılda
11,3 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırımın gerçekleştirilmiş olması, tesis
edilen huzur ve güven ortamının devam ettiğini göstermektedir. Bugün ülkemize
gelen her yatırım, hukuk güvenliğinin, hukuk devletinin, hukuki istikrarla
güçlenmiş bir kalkınma modelinin eseridir. Biz ülkemizin geldiği bu seviyeyle
de yetinmiyoruz. Geçmişte ülkemiz çok badireler atlattı. 10 yılda bir darbe, 10
yılda bir muhtırayla, demokrasinin, özgürlüklerin önü kesildi. Biz bu kirli
zihniyetle mücadele ederek bugünlere geldik. Vesayetçi darbe anlayışına geçit
vermedik. Milli iradenin üstün kılındığı yeni bir dönemi hep birlikte
başlattık. 27 Nisan'da yayınlanan e-muhtıra, dönemin Başbakan Yardımcısı ve
bugün aramızda bulunan değerli başkanım Cemil Çiçek tarafından kararlı bir
duruşla buruşturulup çöpe atıldı. İşte o günkü kararlı duruş, Cumhurbaşkanımızın
güçlü liderliğiyle, sağlam iradesiyle; Gezi kalkışmasına da, 17-25 Aralık
kumpasına da, 15 Temmuz hain darbe kalkışmasına da karşı koymuş, vesayetçilere
geçit vermemiştir. Bugüne kadar milletin emanetine sahip çıkma
kararlılığımızdan asla taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz"
şeklinde konuştu.
"TÜRKİYE
YÜZYILINI ADALETİN DE YÜZYILI' YAPACAK YENİ SİVİL ANAYASA MİLLETİMİZE
SÖZÜMÜZDÜR"
Milletin iradesini yansıtacak
yeni, sivil bir anayasa yapma vaktinin geldiğini altını çizen Adalet Bakanı
Yılmaz Tunç, "Şimdi; demokratik kazanımları kurumsallaştıracak, hukuk
devletini daha da güçlendirecek, milletin ruhunu ve iradesini yansıtacak yeni,
sivil, özgürlükçü ve kuşatıcı bir anayasa yapma vakti gelmiştir. Yeni anayasa;
hukukun üstünlüğünü esas alan birtoplum sözleşmesi, yatırımcının güvenle
geleceğe baktığı bir ekonomi reçetesi, milletin iradesini vesayet
zincirlerinden kurtaracak bir özgürlük manifestosu olacaktır. Türkiye
Yüzyılı'nı 'adaletin de yüzyılı' yapacak yeni sivil anayasa milletimize
sözümüzdür, milletimize borcumuzdur" dedi.
2024
YILINDA 13 MİLYON 900 BİN DOSYADA KARAR VERİLDİ
Atılan yenilikçi adımların
olumlu sonuçlarını almaya başladıklarını kaydeden Bakan Tunç, 'Yargı
teşkilatımız ilk derece, istinaf ve temyiz olmak üzere; 2023 yılında 12 milyon
537 bin dosyada karar verilmişken, 2024 yılında ise yüzde 11 artışla 13 milyon
900 bin dosyada karar vermiştir. Şu an cumhuriyet başsavcılıklarında 5 milyon
950 bin, ilk derece mahkemelerinde 3 milyon 766 bin, istinaf mahkemelerinde I
milyon 346 bin, temyiz mahkemelerinde ise 475 bin olmak üzere, toplam II milyon
538 bin derdest dosya bulunmaktadır. Artan iş yüküne rağmen 2024 yılında karara
bağlanan dosya sayılarında; cumhuriyet başsavcılıklarında yüzde 7,6, ceza
mahkemelerinde yüzde 23,4, hukuk mahkemelerinde yüzde 14,8, idare ve vergi
mahkemelerinde ise yüzde 4,1 oranında artış olmuştur. Faaliyete geçirdiğimiz
yeni mahkemeler ile atadığımız hâkim ve savcılarla karara bağlanan dosya
sayılarındaki ortalama görülme süreleri; ceza mahkemelerinde 265 günden, 228
güne, hukuk mahkemelerinde ise 251 günden 231 güne düşmüştür. Böylece ilk
derece mahkemelerinde yargılamalar hızlanmıştır" diye konuştu. Adaletin
mahkeme salonlarının yanında; hayatın içinde, insanlar arasında, bir masa
etrafında anlaşmayla sağlanabileceğinin en somut ve en barışçıl tezahürünün
arabuluculuk sistemi olduğunu belirten Bakan Tunç, "Arabuluculuk; kısa
sürede, düşük maliyetle, yüksek kazançla ve en önemlisi dostane bir çözümle
hakka kavuşma imkânı sunar. Bu yönüyle yalnızca bireyleri değil, tüm toplumu
rahatlatan, yargı sisteminin omuzlarındaki yükü hafifleten; adaletin hızına,
kalitesine katkı sunan bir yeniliktir, ihtiyari ve zorunlu arabuluculukta
2013'ten bu yana toplamda; 7 milyon 795 bin başvuru yapılmış, 4 milyon 707 bini
anlaşmayla sonuçlanmıştır. Bu noktada başarı oranı yüzde 63'tür. Son olarak!
Yargı Paketiyle 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren arabuluculuğun kapsamına
aldığımız kira davalarında; arabulucuya başvuru sayısı 373 bin 632'yi buldu. Bu
başvurulardan 131 bin 908'i anlaşmayla sonuçlandı. Bu da demek oluyor ki; 264
bin vatandaşımızın uyuşmazlığının yargıya taşınmadan barışçıl yolla
çözümlenmesini sağlamış oluyoruz" ifadelerini kullandı.
Ticaret ve sözleşme hukuku
kapsamında yaşanan sorunlar ile alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin
tartışıldığı sempozyumda çok sayıda bürokrat, hukukçu ve iş dünyası temsilcisi
de yer aldı. Açılış konuşmalarının ardından tüm gün devam eden program 2
oturumda gerçekleşti. Birinci oturumda “Ticaret Hukukundan Kaynaklanan Sorunlar
ve Çözüm Önerileri” konuşuldu. Oturum Başkanlığını Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Başkanı Abdullah Yaman’ın yaptığı oturuma
Prof. Dr. Burak Adıgüzel, Yargıtay Üyesi Doğan Ağırman, TOBB Hukuk
Müşaviri Vekili Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Nihat BAYAR katıldı. 2’nci oturumda ise
“Sözleşme Hukuku Kapsamında Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri” ele alındı.
Oturum Başkanlığını Yargıtay Birinci Başkanvekili ve Hukuk Genel Kurulu Başkanı
Adem Albayrak yaptı. Panele Prof. Dr.
Talat Canbolat, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanı Doç. Dr. Seracettin Göktaş, Yargıtay 3. Hukuk
Dairesi Başkanı Battal Yılmaz konuşmacı olarak katıldı.
Oturumlar sonunda soru-cevap
ve değerlendirmelerle iş dünyasının yaşadığı hukuki sorunlara yönelik çözüm
arayışları detaylı şekilde ele alındı.
